Bölünen üniversitenin hocaları: Bu bir yıkım, mücadele edeceğiz!

Bölünen üniversitenin hocaları: Bu bir yıkım, mücadele edeceğiz!

“Üniversitelerin bölünmesiyle tarih silinecek, ayrıca bunların değerli arazileri alınacak. Öğrenciler, “Biz Çapa öğrencisi değil miyiz artık?” diye teyakkuzda. Nobel ödüllü Aziz Sancar hangi üniversiteden mezunum diyecek artık? Bu yıkıma karşı mücadele edeceğiz."

Meryem Yıldırım / @meryem_yildrim

AKP hükümeti Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Kanunu ile ‘Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nı dün Meclis’e sundu. Buna göre 10 üniversite bölünerek 15 yeni kurulacak. Tasarıyla İstanbul Üniversitesi (İÜ); Gazi Üniversitesi, İnönü Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi başta olmak üzere 10 köklü üniversite bölünecek. Türkiye’nin ilk üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi’nin tıp fakültesinin de aralarında yer aldığı önemli birçok fakülte ve yüksekokul kendilerinden koparılarak yeni kurulacak üniversitelere bağlanacak. (*)

İÜ ÖĞRETİM GÖREVLİLERİ: İÇİMİZ SIZLIYOR

Söz konusu tasarının amaçlarını ve sonuçlarını İÜ’den koparılacak olan Çapa’daki tıp fakültesinden iki profesör ile konuştuk. Çocuk Sağlığı Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rukiye Eker Ömeroğlu ve Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betigül Öngen “İçimiz sızlıyor, çok acı” dedi. Aynı zamanda Tabip Odası’nın yeni Yönetim Kurulu üyesi de olan Prof. Dr. Rukiye Eker Ömeroğlu, bağlı olduğu İÜ Tıp Fakültesi’nin İbn-i Sina’ya bağlanması durumunda emekli olacağını söyledi.

‘HOCALARI SAYESİNDE MÜKEMMEL EĞİTİM VERİYORDU, ÇOK CİDDİ SONUÇLARI OLUR’

Çapa Tıp’tan mezunları ve mezun olacak öğrenciler için bölünmenin çok ciddi sonuçları olacağını vurgulayan Prof. Dr. Ömeroğlu, “Çok kötü olacak. Nereden mezun olduğu sorulduğunda bir bilinmezlik olacak. Fakülte ile birlikte insanların kendi tarihleri de tarihe gömülecek. Uluslararası tanınırlık, akreditasyonluk yönünden bütün haklarını kaybedecekler öğrenciler ve mezunlar” dedi.

“Hem Türkiye’nin hem İÜ’nün ilk fakültesini yeni bir üniversiteye bağlamak, onun bütün yapısıyla oynamak anlamına gelir” diyen Ömeroğlu, “Temelli olarak bozulacak yapısı, taşlar yerinden oynar. Halbuki orası fiziki olarak bütün yetersizliklerine ve koşullara rağmen birçok hoca sayesinden eğitim en mükemmel şekilde vermeye çalışıyordu” şeklinde konuştu.

‘EMEKLİYE AYRILIRIM’

Birçok kişinin Çapa’nın İÜ’den koparılması durumunda ayrılarak emekli olacağını belirttiğini, tepkisini bu şekilde göstereceğini aktaran Prof. Ömeroğlu, “Onlardan biri de benim” dedi.

‘ÖĞRENCİLERİN HAKLARI DA YENECEK’

Durumun öğrenciler açısından da çok üzücü olduğunu belirten ve tepkili olduklarını gözlemleyen Ömeroğlu şunları söyledi: “Onların hakları da önemli ölçüde yeniyor. Düşünsenize, köklü bir tıp fakültesine giriyorsunuz, yeni bir fakülteden mezun oluyorsunuz.”

Ömeroğlu, bölünmeye tepkisiz kalmayacaklarının altını çizdi. “Yasa geçerse sonrasında geri alınması için elimizden geleni sonuna kadar yapacağız” diyen Ömeroğlu hissettiklerini şöyle paylaştı: “Çok üzücü. Haksız ve anlamsız bir şey. Yeni üniversite kurun, kimse buna bir şey demiyor. Ama bunun için eski fakülteleri bu şekilde yeniden organize etmek çok yanlış.”

‘TIP EĞİTİMİNİN KALİTESİ DÜŞECEK, BÜYÜK YIKIMA YOL AÇAR’

Gerekçeler arasındaki kontenjan fazlalığı iddiasına ise Ömeroğlu, “Son senelerde tıp fakültelerimizdeki (Cerrahpaşa ve Çapa) kontenjanlar azaltılmıştı zaten. Bununla hiçbir ilgisi yok” şeklinde tepki gösterdi. Tıp eğitimin kalitesinin de düşeceği uyarısını yapan Ömeroğlu, “Çok dramatik sonuçları olacak” dedi ve ekledi: “Böyle bir değişiklikten sonra en iyi öğrenciler, en başarılılar seçmeyecekler fakülteyi ve öğretim üyelerinden de çok büyük bir kısmının ayrılacağını düşünüyorum. Çok büyük bir yıkıma yol açacak.”

'ÇOK SAYIDA KİŞİYİ DOÇENT VE PROFESÖR YAPMAYA BAŞLADILAR'

Yeni üniversite yeni öğretim kadrosu demek. “Bunu karşılayabilecek yeterli kadroları var mı?” sorumuza Ömeroğlu şu yanıtı verdi: “Yapıyorlar. Çok sayıda kişiyi doçent ve profesör yapmaya başladılar. Doldurabilirler, bu konuda sorunları olmaz ama o fakültesinin kalitesini sürdürmek hiç mümkün değil. Çok yazık olur.”

‘NOBEL ÖDÜLLÜ AZİZ SANCAR HANGİ ÜNİVERSİTEDEN MEZUNUM DİYECEK?’

İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betigül Öngen ise “Bu bölünmenin amacı nedir?” sorusuna yanıtı net oldu:

“İÜ’nün köklü bir geçmişi var. Bu geçmiş adı değiştirilerek, ayrılarak tarih siliniyor. Nobel ödüllü Aziz Sancar hangi üniversiteden mezun oldum diyecek? (Sancar İstanbul Çapa Tıp mezunu) Mezun olduğu üniversite yok. İkincisi; İÜ, uluslararası anlaşmaları olan, dünyada kabul görmüş bir üniversite. Yeni üniversite ile biz sıfırdan başlar konuma geliyoruz. Üçüncüsü; öğrenciler. Kazanılmış hak diye bir şey var. Aldıkları puanlara İÜ’yü tercih ederek girdi öğrenciler buraya.”

ÖĞRENCİLER PANİKTE: ‘BİZ ARTIK ÇAPA ÖĞRENCİSİ DEĞİL MİYİZ?

İÜ Tıp Fakültesine öğrencilerin de bir panik halinde olduğu bilgisini veren Öngen, “Dün Çapa’da hezeyan halindeydi öğrenciler. ‘Biz artık Çapa öğrencisi değil miyiz, burayı seçerek geldik, bu nasıl bir hak?’ diye soruyorlardı. Çok büyük bir hap gaspına giriyor bu” şeklinde konuştu.

Yeni üniversitelere yeni kadroların aktarılmasına ise Öngen, “Yeni kadroların tahsisi var olan iklimi değiştirmek, bölmek, parçalamak, yeni bir hava oluşturmak demek” şeklinde yorumladı.

KRİTİK TEHLİKE: DEĞERLİ ARAZİLER GİDECEK

Prof. Öngen, fakültelerin bölünmesine ilişkin çok kritik bir meseleye dikkat çekti: Değerli arazilerin, söz konusu üniversitelerinin ellerinden alınması. Öngen aynı zamanda kıymetli arazilerin el değiştirmesi anlamına gelen, ranta açılma tehlikesi barındıran süreci şöyle anlattı: “Çapa Tıp fakültesinin arazisi çok kıymetlidir. Taşınma sorunu da vardı. Orman fakültesi, veterinerlik fakülteleri de. Orman fakültesinde Bilezikçi Çiftliği, Arboretum (güzelliğiyle ünlü Atatürk Arboretumu’ndan bahsediyor). Bunların sahip olduğu alanlar çok kıymetli alanlar. İÜ’den alınıp İbn-i Sina’ya veriliyor. Değerli arazilerin olduğu fakültelerin topluca İbn-i Sina’ya aktarılması çok ilginç. Araziler böylece daha kolayca alınabilecek. İÜ’nün elinde bir tek merkez bina kaldı ama onun da ne olacağı belli değil.”

‘İÜ’NÜN ARTIK BU FAKÜLTELERİ OLMAYACAK’

Fakültelerin bölünmesinin bir mantığa oturmadığının altını çizen Öngen, “İÜ’nün diş hekimliği, orman, veterinerlik fakülteleri tek. Bunlar İbn-i Sina’ya verildiğinde İÜ’nün bu fakülteleri olmayacak. Oralara da mı bu fakülteler kurulacak. Kurulacaksa neden ayrılıyor?” diye sordu.”

‘YENİ KADROLAR YOLDA’

“Altında çok faktörlü bir niyet var; arazilerinden tutun da, yeni kadro tahsisi, kemikleşmiş yapıyı bölmek, tarihi silip yeniden tarih yazmak” diye devam eden Prof. Öngen ‘kontenjan fazlalığı’ gerekçesine itiraz ederek “Tam tersine kontenjan artırımına neden olacak” itirazında bulundu. Öngen nedenini de “Çünkü yeni kurulmuş üniversitelere yeni kadrolar tahsis edilecek. Yeni kadrolar yolda ” şeklinde özetledi.

AKADEMİYE ELEŞTİRİ

Akademi içerisinde bir cenahta gözlemlediği ‘çok kolay uyum gösteren, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın, aman ben bir yere geleyim de ne olursa olsun” tavrını da eleştiren Öngen, “Şu gelinen son noktada, baş eğmiş, önünü ilikleyen bir yapıda bulmak zor olmasa gerek. Ses çıkarmayan, kendisine doçentlik, profesörlük isteyen bir yapıda bulunabilir. Buna karşı duran insanları tenzih ediyorum ama Türkiye’nin genel yapısına baktığımızda da böyle değil mi maalesef? Bilimin konuşulması gereken, daha ileri, daha çağdaş, daha muhalif yapıda olması gereken üniversitelere baktığımızda maalesef o duruşu çoktan kaybettiler” dedi.

‘MÜCADELE EDECEĞİZ’

Öğrencilerin yeni kadroların yer aldığı üniversiteleri tercih etmeyeceğini düşünen Öngen, “Ama biz bununla mücadele edeceğiz” dedi ve ekledi: “Demokratik sınırlar içerisinde öğrencilerimizle, hocalarımızla mücadele edeceğiz. Ne gerekiyorsa yapacağız.

‘BİR SABAH KALKTIM Kİ İBN-İ SİNA HOCASIYIM’

“Siz de bu durumda İbn-i Sina Üniversitesi öğretim görevlisi mi oluyorsunuz?” sorumuza Betigül hocanın yanıtı trajikomik oldu: “E tabi. Evvel ki akşam İÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi olarak yattım, sabah kalktığımda İbn-i Sina öğretim üyesiydim.”

‘BEN YAPTIM OLDU OLMAZ’

Hükümetin “Ben yaptım oldu”cu tavrını hedef alan Öngen şunları söyledi:

“Böyle şeyler getirisi götürüsü demokratik şekilde tartışılması gerekirken, bir anda ‘ben yaptım oldu’ şeklinde yapılmasını doğru bulmuyorum. Ama maalesef  Türkiye’de her şey artık böyle yapılıyor. Gerçekten çok üzgünüz. Çünkü İÜ, köklü yapının Türkiye’deki örneğidir. Uluslararası üniversitelere baktığımızda bir taşının bile yerini değiştirmezler. Ya ABD ya da İngitere’deydi; bir üniversitenin yüz yıl önceki fotoğrafıyla 100 yıl sonraki fotoğrafını koymuşlardı. Değişen bir ağaç dalı bile yok, aynı şekilde muhafaza edilmiş. Biz olanı da yok ediyoruz. Parçalıyoruz.”

‘BU SON NOKTA’

Bir mücadele programı oluşturduklarını belirten Öngen, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Bu içimizi sızlatan, çok acı bir şey. Zaten bilime vurulan çok fazla sekte vardı. Ama bu artık son nokta.”

İŞTE YENİ VAKIF VE DEVLET ÜNİVERSİTELERİ

Tasarıyla Türk Balkan Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı’nca İstanbul Tuna Üniversitesi; Ses Sağlık Eğitim ve Spor Vakfı’nca İzmir Tınaztepe Üniversitesi adıyla iki vakıf üniversitesi kurulacak. Gaziantep Bilim ve Teknoloji, Sivas Bilim ve Teknoloji ile Samsun Üniversitesi adıyla da üç yeni devlet üniversitesi kurulacak.

BÖLÜNECEK KÖKLÜ ÜNİVERSİTELER

Selçuk Üniversitesi’nden Konya Üniversitesi, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nden Kütahya Sağlık Üniversitesi, İnönü Üniversitesi’nden Malatya Turgut Özal Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi’nden İstanbul İbni Sina Üniversitesi, Gazi Üniversitesi’nden Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi’nden Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Mersin Üniversitesi’nden Tarsus Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Trabzon Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi’nden Kayseri Üniversitesi ve Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’nden Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi doğacak.

İÜ PARAMPARÇA EDİLİYOR!

İstanbul Üniversitesi’nin diş hekimliği, Florence Nightingale Hemşirelik, Hasan Ali Yücel Eğitim, iletişim, işletme, orman, sağlık bilimleri, spor bilimleri ve veteriner fakülteleri ile sağlık hizmetleri, sosyal bilimler, ormancılık ve veterinerlik meslek yüksekokulları yani toplam 9 fakültesi yeni kurulacak İstanbul İbn-i Sina Üniversitesi’ne bağlanacak. Üniversitenin Çapa’da bulunan köklü Tıp Fakültesi de İbn-i Sina Üniversitesi bünyesine katılacak. İstanbul Üniversitesi, çocuk sağlığı, kardiyoloji, muhasebe ve onkoloji enstitüleri ise öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere kapatılacak.

DAHA FAZLA